Muse | II

Tüm bunlar olurken, derste akan burnunu elinin tersiyle silen öğretmene şaşmalı.

”Ben video izleyeceğim, sen biraz daha parçanı tekrar et” diyen öğretmenlerimiz hangi duygulanımlar içerisinde derse geliyor kim bilebilir ki? Bunun kontrolünü kim yapıyor. Fakat görüyoruz ki bu tipteki öğretmenler ülkemizde ki isim yapmış okullarda eğitim veriyorlar. Sertifika programlarını başarı ile bitirmek öğretmen olmaya yetiyor artıyor bile. Farklı derinlik, bilgi ve emekle bir öğrenim gören sen ve her şeyin en yüzeysel haliyle teorik bilgisine sahip olabilen ve netice de başlangıç seviyesinden ileriye gidemeyen kişi ile aynı ortamlarda buluşabiliyorsun.

Tüm bu yaşananların arkasında nasıl bir travma var ki öğretmen, yıllardır edindiği tecrübeleri hevesli ve idealist bir tavırla öğrenciye aktarması gerekirken;

öğrenciyi kendi haline bırakılarak geçirilen bir kırk dakika,

ezber öğretilerle geçirilen dersler,

sorgulama yapılmadan öğrencinin merak güdüsünü harekete geçirmeyen durağan anlatımlar,

müziğin kendisini anlamak ve öğrenmemizi sağlayacak dinleme olayının yapılamaması ve sonucunda geçirilen verimsiz saatlerin gösterdiği sevilmeyen bir ders ”müzik.


Müzik öğrensin de eğlensin.

Birinci öncelik eğlenmek. Çocuk zaten bu altyapıda seni tanımaya geliyor nasıl olsa? ile başlıyor her cümle.

Yıllarını sabrederek, odalara kapanarak yitiren sen, eğlendirmek için piyano öğretiyorsun.

Ben ilk piyanoya başladığım zamanı hatırlıyorum da, eğlendiğim için piyanoya bağlandığımı ve ona vakit ayırdığımı hatırlamıyorum. Zorluklar ve disiplin karşısındaki müziğe bağlandım.

Şimdi bir konsere gidiyoruz, dinleme kültürü olmayan, ön hazırlık yapmadan ön sıralardan yer alan tecrübesiz sınıfa emeğimizi icra ediyoruz. Düşünüyorum da, bu kadar ulaşılabilir olmak mı değeri azaltıyor.

Artık her şeyi biliyoruz ne de olsa! Sosyal medyada her türlü bilgiye, görüntüye ve sorulara cevap bulabileceğimiz kaynaklar mevcut. Hepimiz sanatçı, besteci, müzisyen olduk. Duvar resmi yapınca, hele güzel de parlatmışsan milyon takipçin oluyor. Sorun da bu ya. En iyiyi sunarken, eksiklerimizi kenara atmış ve uçurumlar yaratmış oluyoruz ”iyi olma yolunda”.

Tüketmenin sınırına geldik.

Üretimde artık hızlı ve silik oluyor.

Daha çook süregelecek,

devam,

öyle şeyler.

Sakla.

GİZle!

Bir gün ”o sakladıkların” değerlenecek.


PART II

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir