2020.

Yakın zamanda okumasını bitirdiğim bir kitap: Sekizinci Cadde’ye Selamlar.

İlham Bulutu’nda da bahsettiğim gibi bu yazı kimlere ulaşacak veya kendim tekrar dönüp bu fikirlerimi okuyacak mıyım, bilmiyorum, fakat buraya bir işaret koymak istedim.

Bu kitapta tanıştığım bir isimden bahsetmeliyim.

Sybil Shearer

Photo:  “All is not gold, but almost,” from Fables and Proverbs, c. 1961. Photo credit Helen Balfour Morrison, courtesy of the Morrison-Shearer Foundation.

Dans tarihçisi Margaret Lloyd, “Borzoi Modern Dans Kitabı” nda Sybil Shearer’ı ”kusursuzluğun insanca elde edilebilir olduğuna inanmayı seven bir mükemmeliyetçi olarak ifade eder.”

Feldman, notlarında Sybil hakkında mistik bir ruh olduğunun altını çiziyor.

Bu cümlenin ardından Sybil’a büyük bir merak duymaya başladım. İzlediğim solo performansında gözlerine dikkatlice bakıyordum. Deneysel çalışmaları, bir meydan okuma içerisindeydi. Keskin hatlı suratı ve doğaya karşı, kendi için yarattığı konum beni oldukça etkiledi. Kendisini izlerken hissederek ilham almak, müziği yorumlarken doğaçlama üzerinde kurduğu düzen hayranlık vericiydi.

“Bir Zamanlar” (1951), fantastik bir şekilde adlandırılmış karakterler için bir sololar takımıydı. Böylece Medmiga uğursuz bir cadıydı, Yanchi şişmişti, Relluckus üzüntülüydü ve Ziff amaçsızca çırpındı. Bayan Shearer bir keresinde dansçı Stuart Hodes’a tüm bu canlıların “evimdeki bahçede yaşadığını” söyledi.

https://www.nytimes.com/2005/11/23/arts/dance/sybil-shearer-93-dancer-of-the-spiritual-and-the-human-dies.html

Sybil, koreograf ve dansçı Agnes de Mille ve yazar Virginia Woolf ile uzun yazışmalar da dahil olmak üzere çeşitli sanatsal etkilerden fikirler ve ilham aldı. Ağırlıklı olarak solo konserler olan eserlerinde hem manevi vizyonları hem de insan zaaflarını tasvir etti.

“Vakumda” (1941) adlı solo performansında; bir montaj hattı işçisini insanlıktan çıkarmayı öneren fiziksel olarak zorlu ancak ilgisiz hareketlerle tasvir etti.

Sybil Shearer doğallığın ruhuna teslim olmuştu. 1941’deki ilk New York solo konseri büyük ilgi gördü, fakat Shearer kendini bu yarış için varolan ortamlardan uzak tutmak istedi. Sonrasında sürdürdüğü yaşam (kendini özgürleştirdiği), onu mistik bir doğa koruyucusu yapıyordu.


İlham bulutu genişlemeye devam ediyor. Merak ettikçe keşfetmeye devam!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir